Neden Sürekli Yemek İstiyorsun?

Neden Sürekli Yemek İstiyorsun?

Bir tetikleyici beynimizin derinliklerinde uyuyan hatıralarımızı harekete geçirince, ona teslim olmaktan başka çaremiz kalmıyor. Aniden akla gelen hatıralarımızın en güçlü tetikleyicisi ise hafızamızın en derinlerine yerleşen kokulardır.

  Bazen bir pastanenin önünden geçerken gelen o çörek kokusu, salep ya da sıcak çikolata kokusu, bazen fırının önünden geçerken aldığınız o ekmek kokusu, bazen de sıcak bir simit kokusu sizi eski anlarınıza götürerek yeme isteğimizi arttırabilir.

  Buna etken diğer faktörlere geçmeden önce size ilginç bir bilgi vermek istiyorum.

Aldığımız tat neye göre şekilleniyor biliyor musunuz?

  Tat hafızamız aslında tahmin ettiğimizden çok daha gerilere gider. Şekillenme daha ana rahminde başlar. Annenin tat tercihleri ve beslenme alışkanlıklarından amniyon sıvısı etkilenir. Bu tesir altında bulunan aroma maddelerini fetüs emer. Duymadan ve görmeden önce tat almaya başlarız. 

Hamileliğin 2. ayının sonunda tat tomurcukları oluşur ve yaklaşık 12. haftada fetüs yutkunmaya başlar. Hamileliğin son üç ayındaysa artık fetüsün yutkunma alışkanlıkları günlük olarak yarım litre tükettiği amniyon sıvısının tadına uyarlanmaya başlar. Sıvının tatlı olduğu zamanlarda daha sık yutkunurken, acımtırak olduğu zamanlarda yutkunma sayısı düşer. Yani tatlıyı tercih edip, acımtırak maddelerden kaçınma doğuştan gelen bir özelliktir. 

  Daha mağaralarda yaşarken dahi bu genetik program hatayla kalmamızı sağlamıştır. 

Tatlı vücudumuza yeterli, enerjiyi verdiğimizin göstergesiyken. Zehirli şeylerin tadı genellikle acıdır. 

Peki yeme isteğimizin altında yatan başka faktörler neler?

Dışsal Yeme

  Yani, kişi ne kadar kilolu ise yiyeceğe karşı vereceği yanıt da o derece güçlü olur.

Örneğin; obezite sorunu olan kişiler, normal kilodaki kişilere kıyasla bir pastanenin önünden geçerken vitrinde gördüklerinden; bir hamburgercinin önünden geçerken pişen et kokusundan etkilenirler ve tok olsalar bile dışsal ipucuna maruz kaldıkları yiyeceği tüketme eğilimi gösterebilirler. Yağ dokusunda leptin, adiponektin ve rezistin sadece yağ dokusundan salgılanır

Obezlerde leptin, rezistin, TNFα ve IL6 plazma düzeyleri artarken, adiponektinin düzeyi azalmaktadır. Leptin düzeyleri ile insülin direnci arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur.  

Duygusal Beslenme

  Yiyecek reklamları, toplumun besin tüketimine yönelik tutumu ve bireyin yakın çevresindeki kişilerin besin tüketimi duygusal yeme davranışı gösteren kişiler için pek çok açıdan önemli faktörler haline gelebilmektedir. 

Örneğin; yiyecek reklamları o yiyeceğe yönelik arzuyu ve tekrarlı düşünceleri ortaya çıkarırken; toplumun yüksek kalorili yiyecekleri normalleştirmesi bu tür gıda ürünlerinin tüketimini arttırmaktadır. Genellikle glisemik indeksi düşük olan bu tarz şekerli, yağlı paketli yiyecekler de çabuk sindirildiğinden kan şekerini hızlıca düşürür ve tekrar açlık yaşayıp yeme isteği duymamıza neden olur.

Kısıtlayıcı Beslenme

  Geçmişten günümüze vücut yapısındaki beğeni algısının değişmesi ve eskiden kilolu olmak olumlu bir şey olarak değerlendirilirken, artık zayıflığın değer kazanmış olması alınan besin miktarında kısıtlama yapan kişi sayısının da artmasıyla sonuçlanmıştır.

Diyet uygulayan bir insan normal koşullar altında diyetine veya besin kısıtlama davranışına sadık kalabilirken; strese yol açıcı bir olayla karşılaştığında veya yeme davranışını tetikleyen herhangi bir koşula maruz kaldığında normalde tüketilebileceği besinden fazlasını tüketir.

  Ayrıca kilo verme sürecinde kanda ghrelin (açlık )hormonunda artış olur. İştahı kontrol etmek daha da zorlaşır. Obezitesi olan bireylerde de mide genişledikçe mideden salınımı gerçekleşen girelim hormonu da artar. Bu durum yeme sinyalini yükselterek yemekten sonra bile kişinin açlık hissetmesine sebebiyet verir. Mide hacmini dolduracak ancak kalorisi düşük, sindirimi geç gerçekleşen, tahıllı, sebze ya da meyve gibi lifli besinleri içeren beslenme şekli baz alınmalıdır. Böylece mide boşalma süresi uzayarak yeme isteği kontrol edilebilir.

Bunların dışında susuzluk,  düzensiz uyku, süre, yüksekseler alımı, düzensiz uyku, ilaçlar, alkollü içecekler, emzirme, hipertiroid, tip 2 diyabet gibi durumlarda yeme isteğimizi arttıran  faktörlerdir.

Leave a Reply

Your email address will not be published.